Sizin Ekranınıza Göre Değiştirebilirsiniz: Orjinal Ayar 1024x768

Türkçesi Varken!

CENTER = MERKEZ
E-MAIL = ELMEK (E-POSTA)
CV = ÖZGEÇMİŞ
LİNK = BAĞLANTI
LAPTOP = DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
PERSPEKTİF = BAKIŞ AÇISI
BYE BYE = GÜLE GÜLE
ADİSYON = HESAP FİŞİ
DİZAYN = TASARIM
BODYGUARD = KORUMA
DEMO = TANITIM
SPİKER = SUNUCU
SHOWMEN = GÖSTERİ ADAMI
DİSKJOKEY = RADYO SUNUCUSU
MARKET = BAKKAL
SÜPER, HİPER. GROSS MARKET = MAĞAZA
DAMPİNG = UCUZLUK
SKORBOARD = SAYI TABLOSU
ABAKÜS = SAYIBONCUĞU
ABES = ANLAMSIZ, SAÇMA
ABLUKA = KUŞATMA
ADİ = SIRADAN, BAYAĞI
AGRESİF = SALDIRGAN
AHENK = UYUM
AKTİVİTE = ETKİNLİK
AKTİF = ETKİN, CANLI
AKTÜEL = GÜNCEL
ALTERNATİF = SEÇENEK
AMATÖR = DENEYİMSİZ
ANALİZ = ÇÖZÜMLEME
ANİMASYON = CANLANDIRMA
ANONS = DUYURU
ANORMAL = DENGESİZ, OLAĞANDIŞI
ANTİPATİ = SEVİMSİZLİK SOĞUKLUK
ASİSTAN = YARDIMCI
BANDAJ = SARGI, KAYIŞ
BANDROL = DENETİM PULU
BARİYER = ENGEL
BARİZ = AÇIK BELİRGİN
BİBLİYOGRAFİ = KAYNAKÇA
BİYOGRAFİ = YAŞAM ÖYKÜSÜ
BİZZAT = KENDİSİ
BLÖF = KANDİRMACA
BONKÖR = ELİ AÇIK
BOYKOT = DİRENİŞ
BUTON = DÜĞME
CALL CENTER = ÇAĞRI MERKEZİ
CAMİA = TOPLULUK
CENTER = MERKEZ
CENTİLMEN = İNCE, GÖRGÜLÜ
DATA = VERİ
DEKONT = HESAP BELGES
İDEMAGOJİ = HALK AVCILIĞI
DEMOGRAFİ = NÜFUS BİLİM
DEPRESYON = RUHSAL ÇÖKÜNTÜ
DEŞİFRE ETMEK = ÇÖZMEK, SÖKMEK
DETAY = AYRINTI
GRAMER = DİLBİLGİSİ
GRİL = IZGARA
HACİZ = EL KOYMA
HACKER = KIRICI
HALÜSİNASYON = VARSAYMA
HARİKULADE = EŞŞİZ,BENZERSİZ,OLAĞANÜSTÜ
HİPOTEZ = VARSAYIM
MANTALİTE = ANLAYIŞ
MATBAA = BASIMEVİ
MESAJ = İLETİ
MONTAJ = KURMA,KURGU
MUHASEBE = SAYMANLIK
FAKTÖR = ETKEN

TARİHİ YENİDEN YAZDIRAN BULUŞ
İlyas ÇOLAK tarafından yazıldı   
Çarşamba, 05 Kasım 2008 21:31

1970 yılında, Kazakistan'da Alma-Ata'nın 50 km. kuzeyinde bulunan Esik kasabasında, garaj yapmak ve yol açmak için alçak bir tepenin düzeltilmesine karar verildi ve kazı başladı. O tarihe kadar o alçak tepenin bir höyük olduğunu kimse bilmiyordu. Çevrede eski kalıntılar da yoktu.

Kazı yapılırken kullanılan araç büyük bir kayaya çarptı, işçiler, kayayı parçalamak için üzerini örten toprakları kürekle açtılar ve bunun işlenmiş bir kaya olduğunu gördüler.



Durum, ilgili resmî makamlara bildirildi ve inceleme yapan arkeologlar tarihi bir eserle karşılaştıklarını gördüler. O tepe bir höyüktü, büyük bir mezarın üzerine yığılan kum tümsek idi.

Höyüğü açan arkeologlar muhteşem bir mezarla karşılaştılar. Bu, bir lâhid değil, Mısır piramidlerindeki firavun odasını andıran, her tarafı kapalı, süslü kayalarla yapılmış bir oda idi. Bu odayı itina ile açtılar ve asıl şaşkınlık o zaman oldu. Çünkü, bu ölü odasının içi pırıl pırıl altın eşya ile doluydu. Altın olmayan eşyalar da çoktu.

ALTIN ELBİSE

En göz alıcı ve harika nitelikteki eşya, altından yapılmış bir elbise idi. Çizmesinden başlığına, kemerinden kılıçlarına kadar her şeyi saf altın olan bir elbise.

Altın elbisenin başlığı ok ve tuğlarla süslü. Alın hizasında koç, geyik ve at kabartmaları var. Bu kabartmalara, kama kılıfında ve öteki eşyalarda da rastlanıyor. Belindeki kemerin solunda bir kılıç, sağında ise bir kama asılı. Ceketin altındaki düz pantolonun paçaları çizmenin içine giriyor. Ceket, yüzlerce üçgen altının birleştirilmesinden meydana gelmiş, çorabın çizme ile diz kemiği arasında kalan kısmında yine üçgen parçalar, çizmede ise dörtgen parçalar var.

Tarihçiler bu elbisenin bir tigine (prense) ait olduğunu söylüyor, fakat tiginin kimliğini henüz bilemiyorlar. Onun için yazılarda adı "Altın Elbiseli Adam" olarak geçiyor.

Kazakistan'da Alma-Ata'nın yakınındaki Esik höyüğünden çıkarılan ve M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış bir Türk tiginine ait altın elbise. Halen Alma-Ata müzesinde bulunan bu elbise ve diğer eşyalar, 25 asırlık geçmişten Türk tarihine ışık tutan belgelerdir. Saf altından yapılan böyle bir elbise dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur.

SAKA TÜRKLERİNE AİT


Mezarda, 4.800 parça altından başka, tabakları, vazoları, kepçeleri, ayna ve tarak kılıflarını, gümüş kaşıkları inceleyen tarihçiler,bunların, M.Ö. 5. yüzyıla ait yüksek bir medeniyetin ürünleri veya belgeleri olduğunu oybirliği ile kabul ediyorlar. Yine bu tarihçilerin kanaatlerine göre, bu yüksek medeniyetin kurucuları, Çin baskısı ile Altaylardan kalkıp bugünkü Kazakistan bölgesine gelerek yerleşen ve 'Sakalar' olarak anılan bir Türk kavmidir.

Sakalar, M.Ö. 8. ve 4. yüzyıllar arasında, önce Tiyanşan'da, sonra da güneybatı Asya'da yaşayan Turanî kavimler topluluğuna verilen bir addır. Daha sonra bunlara İran kökenli Soğdlar da karışmıştır.

Sakalar, Fergana, Kaşgar, Aral Gölü, Hazar Denizi arasındaki alanda ve bugünkü Rusya'nın güneyinde kalan yerlerde hâkimiyet kurmuşlardı. Bunların inanışları, ölü gömme törenleri ve örfleri, Altaylılarınkinin aynı idi. Hunların ve Göktürklerin âdetlerine de uyuyordu.

Bir yandan İranlıların, öte yandan Çinlilerin sürekli baskılarına uğrayan Sakalar, M.Ö.4. yüzyılda devlet olarak ortadan kaldırıldılar. Bugün Yakut Türkleri kendilerine 'Saka' demektedirler.



EN DEĞERLİ EŞYA VE EN DEĞERLİ BELGE:




Altın Elbiseli Adam'ın bir Türk tigini olduğu anlaşılmaktadır. Mısır piramitlerinden sonra mezarından en çok altın çıkan, baştan başa, her şeyi ile saf altından elbisesi olan veya zamanımıza kalan yalnız odur.

Fakat, mezarında bulunan en değerli şey ne bu altınlardır, ne de diğer eşyalar. Bu mezarda bulunan en değerli tarihi belge, yarısı kırık bir kabın üzerindeki 26 harflik iki satır yazıdır. Bu yazı, tarih ilmîne, özellikle Türk tarihi ve medeniyetine ışık tutan, yeni boyutlar kazandıran bir belgedir.

Bugüne kadar bilinen en eski Türk yazısı, Yenisey ve Orhun anıtlarındaki yazılardı ve bunlar zamanımızdan ondört asır geriye uzanıyordu. Oysa, Esik'teki mezarda bulunan bu yazı 25 asırlık bir belge idi.

Sovyet tarihçilerinin okuduğu 26 harflik yazının anlamı şudur:
"TİGİN 23'ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN."


Esik höyüğünden altın bir elbise ve yüzlerce değerli eşya çıktı. Bu eşyalar arasında tarih bakımından en değerli olanı, yarısı kararmış bir gümüş tabaktır. Bu tabağın üzerinde bulunan iki satır yazı, en eski Türk yazısı sayılıyor.

Son Güncelleme ( Pazar, 16 Kasım 2008 12:15 )
 
Bu Site [Shevko] Tarafından Yapılmıştır.